İbrahim'in Nur Saçan Kitabı
Küçük İbrahim, Ramazan ayının gelişiyle birlikte Kur'an-ı Kerim okumanın huzurunu keşfediyor. Babasıyla her gün bir araya gelerek güzel kelimeleri öğrenen İbrahim, kalbinin sevgiyle dolduğunu hissediyor. Bu mübarek ayda paylaşılan en güzel anlar, Kur'an'ın ışığıyla aydınlanıyor.
Ramazan ayı gelince evimize büyük bir neşe geldi. Küçük İbrahim camdan bakıp hilal şeklindeki ayı gördü. "Anne bak, Ramazan başladı!" diye sevinçle bağırdı. Evin her köşesi tertemiz ve huzur doluydu. İbrahim bu güzel günlerin gelmesini sabırsızlıkla bekliyordu.
Ertesi gün sabah olduğunda babası sedirde oturuyordu. Babasının elinde büyük ve çok güzel bir kitap vardı. İbrahim sessizce yaklaşıp babasının yanına oturdu. Bu kitap Kur'an-ı Kerim'di ve sayfaları ışıl ışıldı. İbrahim kitabın içindeki şekilleri merakla incelemeye başladı.
Babası, "Bu Allah'ın bize gönderdiği en güzel mektup," dedi. İbrahim, babasının okuduğu sesin ne kadar yumuşak olduğunu fark etti. Sesler tıpkı bir kuşun kanat çırpışı gibi nazikti. İbrahim gözlerini kapatıp bu güzel sesi dinledi. Kalbi sanki ılık bir çikolata gibi eriyordu.
İbrahim babasına sordu: "Ben de okuyabilir miyim?" Babası gülümseyerek İbrahim'i dizine oturttu ve sayfayı çevirdi. İbrahim parmağıyla harflerin üzerinden yavaşça geçti. Harfler sanki ona gülümsüyor gibi görünüyordu. İbrahim, Kur'an okumanın çok özel bir iş olduğunu anladı.
Her gün iftardan önce bir araya gelmeye karar verdiler. İbrahim kendi küçük rahlesini babasının yanına koydu. Babası elif, be, te diye harfleri öğretiyordu. İbrahim her harfi öğrendiğinde sanki bir çiçek açıyordu. Ramazan günleri bu güzel okumalarla daha da neşeleniyordu.
Bir gün İbrahim çok yorgun hissediyordu ama okumayı bırakmadı. "Kur'an okuyunca kendimi çok güçlü hissediyorum," dedi annesine. Annesi ona sarıldı ve alnından öptü. Kur'an-ı Kerim ona sabırlı olmayı ve sevmeyi öğretiyordu. İbrahim'in odası sanki görünmez bir ışıkla aydınlanıyordu.
Komşuları ziyarete geldiğinde İbrahim onlara öğrendiklerini gösterdi. Küçük parmağıyla harfleri tek tek takip ederek okudu. Herkes İbrahim'in bu gayretini çok sevdi ve alkışladı. İbrahim başardığı için kendisiyle gurur duyuyordu. Paylaştıkça mutluluğu daha da çoğalıyordu.
İbrahim artık her gece yatmadan önce dua ediyordu. "Allah'ım, Kur'an'ın nurunu kalbimden hiç ayırma," diyordu. Ramazan'ın bereketi evlerindeki her eşyaya yayılmış gibiydi. İbrahim'in rüyaları bile Kur'an harfleri gibi güzeldi. Uykusunda bile yüzünde tatlı bir tebessüm vardı.
Bir akşam camiye gitmek için hazırlandılar. Camide herkes elinde Kur'an ile sessizce oturuyordu. İbrahim de babasının yanında kendi kitabını açtı. Caminin büyük kubbesinde sesler yankılanıyor, her yer parlıyordu. İbrahim kendini çok büyük bir ailenin parçası hissetti.
Bayram yaklaşırken İbrahim bir cüz bitirmişti bile. Babası ona üzerinde ay ve yıldız olan bir kitap ayracı hediye etti. İbrahim bu ayracı en sevdiği sayfaların arasına koydu. Kur'an okumak onun için en sevdiği oyun gibi olmuştu. Artık her gün okumak için can atıyordu.
Ramazan'ın son günü geldiğinde İbrahim biraz üzüldü. Ama babası ona, "Kur'an her zaman bizimle," dedi. Bayram sabahı yeni kıyafetlerini giyip yine Kur'an okudular. Bu güzel alışkanlık İbrahim'in en büyük hazinesi olmuştu. Kalbi artık her zaman Kur'an'ın huzuruyla doluydu.
İbrahim artık biliyordu ki Kur'an onun en iyi arkadaşıydı. Ne zaman okusa kendini huzurlu ve mutlu hissediyordu. Ramazan bitse de o okumaya hiç ara vermedi. Küçük İbrahim, Kur'an'ın ışığında büyümeye devam etti. Hikayesi tüm çocuklara örnek olan bir sevgiyle bitti.